Generate viral LinkedIn posts in your style for free.

Generate LinkedIn posts
Kutbettin Bingölbalı

Kutbettin Bingölbalı

These are the best posts from Kutbettin Bingölbalı.

4 viral posts with 4,797 likes, 168 comments, and 457 shares.
4 image posts, 0 carousel posts, 0 video posts, 0 text posts.

👉 Go deeper on Kutbettin Bingölbalı's LinkedIn with the ContentIn Chrome extension 👈

Best Posts by Kutbettin Bingölbalı on LinkedIn

EVET ! OKULLARDA “ADABI MUAŞERET” OKUTULMALIDIR !
-Öyle çatal solda bıçak sağda falan değil (!)
-Günaydın demek mesela… Gülümsemek… Selam vermek… Hatır sormak…
-Gürültü yapmamak mesela… Korna çalmamak, bağıra çağıra konuşup, hayâsızca gülmemek…
-Yol vermek, yer vermek mesela… Zeki(!) olduğunu sanarak kırmızı ışıkta geçmemek mesela…
-Tükürmemek, yerlere bir şey atmamak, arabanın küllüğünü yola boşaltmamak mesela…
-Sırada beklemeyi bilmek, ne kadar akıllı olursan ol (!) önlere kaynamaya çalışmamak mesela
-Hayvanlar kötü davranmamak, eziyet etmemek mesela…
-Sokak hayvanlarını besliyorum diye akşamdan kalma nohut tenceresini kaldırıma boşaltmamak mesela…
-Ayakkabıları daire girişinde çıkarıp, karman çorman bırakmamak mesela…
-Bisiklet yolundan yürümemek mesela…
-Mangal kültürünü bir nizama sokmak mesela… İki pirzola için koca ormanları yakmamak mesela…
-Kurban kesmenin adabını bilmek, kurbana baltayla girişmemek mesela
-Adabı muaşeret dersinin adı “insan olma dersi olarak değişmelidir ayrıca!
EMİNİM SİZLERİN DE EKLEYECEĞİ DAHA ÇOK ŞEYLER VARDIR, DEVAM EDEBİLİRSİNİZ… ama biz bu derste sınıfta kaldık milletçe.
Post image by Kutbettin Bingölbalı
Beyin ve sinir cerrahisinde birçok ilklere imza atan ve 2014 yılında dünyanın en iyi beyin cerrahı ödülünü alan, aynı zamanda birkaç sene önce Türkiye'ye gelerek bizim meşhur sanatçılardan birinin de beyin ameliyatına giren Almanya'nın Hannover kentindeki İran asıllı ünlü Profesör Doktor Majid SAMİİ şöyle der:

Bizim mahallede bir ÇÖPÇÜ var. Her sabah arabama binip işe gitmek için evden çıktığımda beni görür görmez yanıma gelir, güler bir yüzle sıcak ve içten bir selam verir. Ben de arabadan iner, saygıyla elini sıkarım. Günaydın der, hâl hatırımı sorar, sonra tekrar işine dönüp caddeyi süpürmeye, insanların kirlettiği yolu temizlemeye devam eder.

Oturduğum apartmanda bir de alt komşum, aynı zamanda meslektaşım olan bir CERRAH DOKTOR var. Ara sıra asansörde karşılaşırız kendisiyle. Selam verdiğimde gözü yukarıda sadece başını sallar, dışarıya atılmak için bir an önce asansörün kapısının açılmasını bekler.

Şahsen eğer bir gün hayatta kalmam bu doktora bağlı olsa, kabrimin tozlarını o çöpçünün silip süpürmesi, yaşama dönmemi sağlayacak olan o doktorun tedavisinden daha lezzetli olur benim için...

İşte bu sebeple diyorum:
Bir ferdin yüksek eğitimli olmasıyla anlayışlı ve şuurlu insan olması arasında asla bir ilişki, bir alaka yoktur..!
Post image by Kutbettin Bingölbalı
.
Annesi ve babası, her yıl oğullarını, yazın büyükannesinin yanına gönderirken trende ona eşlik edip bir sonraki gün aynı trenle eve dönerlerdi.
Biraz büyüdüğünde çocuk anne ve babasına dedi ki:

-Artık büyüdüm, bu yıl büyükannemin yanına tek başıma gitmeyi denesem, ne dersiniz?

Kısa bir tartışmadan sonra anne ve babası bu konuda fikir birliğine vardılar.

İstasyon platformunda ona el sallayıp uğurlarken ve vagonun penceresinden son tembihlerini yaparken çocuk aynı şeyleri tekrarlamaya devam etti:

-Evet , biliyorum, biliyorum, yüzlerce kez söylediniz...!

Tren kalkmak üzereydi ki babası:

-Oğlum olur ya ; kendini rahatsız ve yalnız hissedersen ya da korkarsan bu senin için.! dedi ve oğlunun cebine bir şey koydu.

Ve çocuk artık tek başınaydı, Etrafında yabancı insanlar birbirleriyle itişip kakışıyor, gülüyor, kompartımana girip çıkıyorlardı.

Kondüktör çocuğun biletine bakarken, yalnız yolculuk yaptığına dair bir yorum yaptı, birisi ona acır gibi baktı. Onu işaret edip fısıldayanlar oldu.
Çocuk birden, kendini çok huzursuz hissetti ve rahatsızlığı her bakışla daha da arttı.

Başını önüne eğdi, koltuğun köşesinde adeta büzüştü ve gözyaşları yanaklarından süzülmeye başladı.
İşte o anda babasının cebine bir şey koyduğunu hatırladı.
Titreyen elleriyle, el yordamıyla o küçük kâğıt parçasını buldu ve açtı. Kağıtta şunlar yazılıydı:

-Oğlum, biz son vagondayız...☺️☺️

Yazarın notu..;
Çocukların uçmasına izin vermeliyiz, onlara güvendiğimizi göstermeliyiz ama onlar hayatı göğüsleyene kadar da son vagonda olmalıyız..🌹☺️
Post image by Kutbettin Bingölbalı
Yıllarca, bir adam bir dilenciye cömertçe her ay bin dolar vermişti. Dilenci, bu beklenmedik lütfu minnetle kabul ediyordu.

Ancak bir gün, adam ona sadece yedi yüz elli dolar uzattı. Şaşıran dilenci kaşını kaldırdı ama içinden, “Sonuçta, hiç olmamasından iyidir…” diye düşündü ve itiraz etmeden uzaklaştı.

Ertesi ay, miktar yine azaldı: sadece beş yüz dolar. Bu kez, dilenci öfkesini gizleyemedi.

— Önceden bana bin dolar veriyordunuz, sonra yedi yüz elli… Şimdi ise sadece beş yüz! Neler oluyor?

Adam iç çekerek nazikçe açıkladı:

— Sana yardım etmeye başladığımda maddi durumum daha rahattı ve çocuklarım daha küçüktü. Ama kızım üniversiteye başladı, okul masrafları çok yüksek. Bu yüzden yardımı yedi yüz elli dolara düşürmek zorunda kaldım. Sonra oğlum da üniversiteye başladı, masraflarım daha da arttı… Artık sana sadece beş yüz dolar verebiliyorum.

Dilenci kaşlarını çattı, belli ki memnun olmamıştı.

— Kaç çocuğunuz var?

— Dört, dedi adam.

Bunun üzerine dilenci öfkeyle bağırdı:

— Ne?! Çocuklarınızın eğitim masraflarını benim paramla mı ödeyeceksiniz?!

Ne garip… Bazı insanlar, cömertliği bir hediye olarak değil, sanki haklarıymış gibi görmeye başlıyorlar.
Alıntı
Post image by Kutbettin Bingölbalı

Related Influencers